09 Temmuz 2009 Perşembe

2 bine yakın KOBİ, TÜBİTAK desteğiyle Ar-Ge ile tanıştı

Yaklaşık 2 bin KOBİ, TÜBİTAK desteğiyle Ar-Ge ile tanıştı. TÜBİTAK'ın 2007 yılından bu yana yürüttüğü "KOBİ Başlangıç Ar-Ge Destek Programı"ndan yararlanmak için kuruma başvuran firma sayısı, mayıs itibariyle toplam 1.879 oldu. Bu işletmelerden başvurusu yapılan 2175 projeden 1034'ü desteklenmeye hak kazandı. Şu ana kadar sonuçlanan 159 projeye ödenen destek tutarı ise toplam 36.5 milyon TL oldu. TÜBİTAK, bu programla KOBİ'lerin yeni ürün, mevcut bir ürünün geliştirilmesi veya iyileştirilmesi, ürün kalitesi ya da standardının yükseltilmesi, maliyet düşürücü yeni teknikler ve yeni üretim teknolojileri geliştirilmesi konusunda gerçekleştireceği ilk 2 Ar-Ge projesine finansman desteği sağlıyor. Bu destekten işletmelerin 400 bin TL bütçe ve 18 ay süreli ilk 2 projesi, bütçenin yüzde 75'i oranında hibe sağlayarak yararlanabiliyor. TÜBİTAK ayrıca, proje hazırlamak için alınan danışmanlık hizmeti giderlerini de destekliyor. Proje değerlendirme ve karar sürecinin ortalama 90 güne kadar düştüğü de belirtiliyor.

Tanıtım sayesinde ilgili
firma sayısı 2'ye katlandı
TÜBİTAK'ın verilerine göre programın başlatıldığı 2007 yılında işletmelerden gelen proje başvurusu sayısı 578 olurken, geçen yıl bu rakam yaklaşık 2 katına çıkarak 1.192 olarak gerçekleşti. Programa başvuran firma sayısı da, 2008'de 536'dan 1.097'ye çıktı. Bu artış TÜBİTAK tarafından "tanıtım etkinliklerinin etkisi" olarak açıklanıyor. 2008'de projelere ödenen destek miktarı ise 17.5 milyon TL olarak kaydedildi. Bu yılın mayıs ayı itibariyle 388 firma 405 proje için programa başvuruda bulundu. 2009 sonunda ise 1.350 KOBİ'den toplam 1.500 proje başvurusu alınması bekleniyor.
"KOBİ Başlangıç Ar-Ge Destek Programı", TÜBİTAK'ın özel sektöre yönelik destek programlarından sadece birini oluşturuyor. Kurumun bu desteğin yanı sıra araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik destek programlarından yararlanan tüm özel sektör projelerinin sayısı mayıs itibariyle 1.973 olarak belirlendi. 792 proje önerisi de değerlendiriliyor. TÜBİTAK ile Dış Ticaret Müsteşarlığı (DTM) kaynaklarından sağlanan destekle yürütülen bu programlara, ödenen destek miktarının yıl sonunda 96.4 milyon TL'ye ulaşması öngörülüyor. Özel sektör destek programlarına geçen yıl 2285 proje önerildi. Bu rakamın belirlenen hedefin üzerine çıktığı ve 2008 yılı proje başvuru sayısında bir önceki yıla oranla yüzde 53 artış sağlandığı kaydediliyor. Bu yıl mayıs ayına kadar özel sektörden TÜBİTAK'a yapılan proje başvurusu ise 765 oldu. Bunların 426'sı için destek kararı verildi.
Değerlendirme süresi,
2.5 aya kadar indi
TÜBİTAK, özel sektöre sağladığı destekler için OECD, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) ve Avrupa Birliği (AB) düzenleme ve kriterlerini esas alıyor. Bu çerçevede desteklenecek projelerin rutin mühendislik uygulamaları değil fonksiyonel değişiklikler içermesi en önemli kriterler arasında. Desteklenecek projelerin "bilişim, makine imalat, elektrik-elektronik, biyoteknoloji, tarım, çevre, gıda, malzeme, metalürji ve kimya" kategorileri altında teknoloji geliştiriyor olması gerekiyor. Proje başvurularının ortalama 5 ay olduğu belirtilen değerlendirme sürecinin ise başvuru, değerlendirme ve izleme süreçlerinin aşamalı olarak elektronik ortama taşınmasıyla 2.5 aya indirildiği belirtiliyor.
KOBİ Ar-Ge
Başlangıç Destek Programı verileri
.
2007
2008
2009*
2009 hedefi
Proje başvuru sayısı
578
1.192
405
1.500
Destek kararı verilenler
162
641
231
780
Sonuçlananlar
-
72
87
-
Firma sayısı
536
1.097
388
1.350
Ödenen destek tutarı (milyon TL)
-
17
19
65
Özel sektöre destek programlarına
ilişkin veriler
.
2008
2009*
2009 hedefi
Proje başvuru sayısı
2.285
765
3.000
Destek kararı verilenler
1.199
426
1.550
Sonuçlananlar
583
236
-
Firma sayısı
1.679
627
2.135
Ödenen destek tutarı (milyon TL)
238
96
340

kaynak

08 Haziran 2009 Pazartesi

İnovasyon önemlidir (bi'de manasını bilsek)

Ekranda profilden bir kadın vücudu görülüyor önce, kalçaların hemen altından başlayarak, göğüslerin altında biten bir vücut… Kafalar bir anda ilgiyle o yöne dönüyor. Sonra kamera 270 derecelik bir dönüşle yavaş yavaş geriye doğru açılıyor… Ve birden, o da ne! Ekrandaki kadın vücudu bir erkeğin omuz başının yakın çekimine dönüşüyor. Kafalar bu kez daha da hızla ve utangaç bir şaşkınlıkla, -adammış yahu!- geri dönerken, ekranda bir yazı beliriyor: "İnovasyon zordur, çünkü beyin gördüğü her şeyi önce kendinde verili olan bilgiyle, alışık olduğu algı ile işleme geçirir."

* * *
"...Domuz gribi ya da Dünya Sağlık Örgütü'nün önerdiği isimle H1N1 virüsüne aşı bulundu… Aşıyı bulan şirket kısa zamanda seri üretime geçeceklerini açıkladı… Dünyanın en büyük ilaç üreticilerinden Aventis'in bir iştiraki olan Sanofi Pasteur isimli şirketin hisse senetleri, New York, Paris, Frankfurt ve Londra gibi bir çok endekste işlem görüyor. Şirketin hisse senedi fiyatı, açıklamanın yapıldığı gün düşüşteydi. Gün sonunda ise yüzde 5 değer kazanarak 33 doları aşmıştı… 84.6 milyar dolarlık bir piyasa değerine sahip. Son bir yılda yüzde 30 oranında değer yitiren Sanofi hisselerinın, kısa sürede bu yılın en yüksek seviyesi olan 37 doları aşacağı düşünülüyor..."
* * *
Ekrandaki ilk kareyi görenler "o ne!" diye yerinde zıplarken, ben olduğum yerden sesleniyorum mekân sahibine.
* * *
"...Türkiye'de özel güvenlikçi sayısı polis sayısını aştı… Sektörün toplam büyüklüğü 100 milyon dolara yaklaşırken, yüzde 40 pazar payına sahip olan Pronet bayilikler vermeye başladı. Yüzde 40 büyümeyi hedefleyen şirket, bayilikleriyle birlikte toplam çalışan sayısının yıl sonunda 1500'e ulaşacağını söylüyor. Kriz dönemlerinde özellikle suç oranlarının artması beklendiği için insanlar güvenliklerine daha fazla önem vermeye başlıyorlar. Dolayısıyla krizin sektöre diğer sektörlerle karşılaştırıldığında çok büyük bir etki yaşatacağı düşünülmüyor..."
* * *
Topu topu 20 saniyelik bir videodan bahsediyorum…
Geçen gün işten çıktıktan sonra küçük mahalle kahvesine uğradım; bir akşam çayı için… Mekânın sahibi Ali Ağabey, oturduğu masadan seslendi: "Sen anlarsın üstat bu ekonomi işlerinden. Söyle bakalım ne demek bu inovasyon?" Hınzır hınzır gülmesinden işin içinde bir iş olduğunu anlamalıydım sanırım. Ardından başta anlattığım video oynamaya başladı bilgisayarın ekranında…
* * *
Sektörün diğer büyük firmalarının ne kadar zarar açıklayacakları tartışılırken, Nintendo yıllık satış gelirini yüzde 10 artırarak 18.5 milyar dolara, kârını da yüzde 8.5 artışla 2.83 milyar dolara çıkardı. Araştırma şirketi Reputation Institue tarafından yapılan "En Saygın Şirketler" sıralamasında 6. olan Nintendo, 2008'de 26 milyon adet Wii oyun konsolu ve 100 milyon adet DS konsolu satışı yaptı."
* * *
"Krizi fırsata çevirmek" diyorlar ya, eminim bu sözü duyduğunda dişlerini sıkıp söyleyenin aile efradını yad etmeyen pek az insan vardır, özellikle de bu aralar. Ama yukarıdaki üç şirket hikayesi ister istemez bu sözü söyletiyor insana. Bu şirketlerin hemen hepsi çok önemli bir sermaye, bilgi ve bunu işleme gücüne sahip. Daha da önemlisi, bilinenleri sorgulama, aşma ve farklı alanlardaki birikimleri kendi alanlarına uygulayabilmedeki cesaretleri var.
Krizi fırsata ancak bu özelliklere sahip olanlar geçirebiliyor. Ekonomide zaman zaman eski teoriler temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp farklı isimlerle önümüze konur. Ne olduğunu anlamadan üzerine atladığımız bu yenilikler de çoğu zaman bizi hüsrana götürür. Etrafınıza bakın bir, yenilik adı altında ne büyük hatalar yapılıyor…
Elinde birikimi olmayan, nerde nasıl konumlanacağını bilmeyen ve hepsinden önemlisi gördüğü her şeyi önce kendinde verili olan bilgiyle; yani alışık olduğu algı ile işleme geçirenler için üzgünüm. Maalesef onlar farklı açılardan bakamadıkları için adamın omzunu kadın vücudu sanmaya devam edecekler...

kaynak: http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=123888&KTG_KOD=421 14:23

Son Yazılar

Son Yorumlar

Son Dökümanlar

  © Blogger template 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP